Kendimizle Karşılaşmalar

Kaçmak bizi kendimize mesafelendiriyor sadece. Yara aynı yara, sızısı da öyle. Kaçmak yaraya merhem değil. Kaçmanın yarayı iyileştirebileceğine, yarayı geçireceğine bizi kim, neden inandırdı? Belki de yüzleşmenin ağır acısı içimize tokat gibi çarptıkça kaçmayı kendimize bir sığınak belledik, kendimizi biz inandırdık.

Ama görüyoruz ki bazı yaralar ötekilerinden farklı. Daha derin, daha kalıcı, daha sızılı. Bazı yaraların iyileşmesi için yüzleşmek şart belki de. Bazı yaraları üstüne tuz basa basa iyileştirmek gerek belki.

Hayatta hüznü çeşit çeşit deneyimliyoruz. Kimi teğet geçiyor bizi, kimi bir müddet gönlümüzü sızlatıp sonra yok oluyor. Kimi acıysa içimizden geçene kadar ve bizi dönüştürene kadar düşmüyor yakamızdan. Yüzleşmek, biraz da o acının içimizden geçmesine izin vermek demek. Bulutları bir müddet gözlerimizde taşımak, içimizdeki göğün uçtan uca grilenmesini, kimselerin gelip geçmediği ıssız bir yolu büyüyene kadar yürümeyi kabullenmek.. 

Güne notum şu;

Dünyanın değişmez bir kuralı olarak, hayat boyu kalbimiz zaman zaman kırılacak. Keder bazen kapımızı çalacak, bazen bir aralıktan içeri sızacak. Ağır hasar almış bir bina gibi yıkılayazacak gönlümüz kimi zaman. Ama gönül tekrar ve tekrar imar edilecek. Umuttan yapılma kanatlar takacak kendine. Yine sanki içimize sığmayacak gibi olup coşacak, kanatlanacak. Ne acının ne mutluluğun bir 'son kez' i yok. Bu bir döngü ve bu döngüde dönüp dönüp durmamıza yaşamak deniyor..

Senanur Durur 

Yorumlar