Her Şeyi Düzeltmeye Kalkışmayın

Ormangülüm, hayat bazen gerçekten yokuş yukarı. Bir mücadelenin ardından diğeri ve onun da ardından öteki..

Bir de uzayıp gidenler var. Yolun engebesinden bağımsız olarak sürüp giden meseleler.. Yol düzleştiğinde bile düzelmeyen, sonu gelmeyen, nereye gidersen kendinle götürdüğün meseleler.. İnsanın çoğu zaman bu esaslı yoldaşa ihtiyacı da olsa hep kol kola gezmenin can sıkan tarafları da var. Bir tarafın sürekli o sürüp giden meseleyle meşgul olduğundan hiçbir şeye tamamen aklını, kalbini verememen, her şeyden biraz kopuk yaşaman bundan mesela.. 

Kapanıp rafa kalkmayan, sana hayat boyu yoldaşlık eden meselen ile dost olmanın, onun sana ne anlattığını durup dinlemenin zamanı geçti. Şimdi herkes karşısına çıkan her meseleyi hızla 'halletme' ve bundan güç devşirme peşinde. Bir konuya aklımız biraz takılınca, yaşadığımız birkaç anı zihnimizde birkaç kez yeniden canlanınca kendimizle kavga etmemiz, kendimize küsmemiz bundan. Hız çağında duvardaki bir noktaya dalıp gitmeye sebep ne varsa, hep düşman..

Hayatımızdaki bir soru işaretine kement atıp cevaplar aramanın, zihnimizdeki sisin dağılması için çıkıp hava almanın, bulutların gökteki ağır hareketini seyredip biraz yavaşlamanın ruhumuzu iyileştiriciliği aşikârken, her şeyi hızla ve mutlaka 'halletmemiz' gerektiğine bizi kim inandırdı?

İnsan olmanın ne demek olduğunu belki de en baştan okumaya, özümüzü hatırlamaya ihtiyacımız var. İnsanız; her şeyi çözmeye, aşmaya güç yetiremeyiz. Yol boyunca kaynağını bile bilemediğimiz bir his, bir fikir bizimle kol kola yürüyebilir. Bazen bir poyraz esintisiyle savrulabiliriz, keskin bir soğuk ruhumuzu üşütebilir. Bazen olduğumuz yere güçlü kökler salabiliriz, tam orada içimizi bir sıcaklık doldurabilir. Dönüp dolaşıp en başa dönebilir, yeniden başlayabiliriz. Daha önce adım atmadığımız bir yolda yürüyedebiliriz. Burası dünya, kainatta her şey, her birimiz dahil, her an yenilenebiliyor. Her şeyi halletmeye değil kendimizle barışık olmaya, her şeye yetişmeye değil kendimize geç kalmamaya, dünyaya tırnak geçirmeye değil yokluğumuzda iyi hatırlanmaya değer biçelim.

Hani Turgut Uyar'ın "...alfabenin, iplik döküntülerinin ve her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..." dediği.. 

Her şeyi düzeltmeye kalkışmayın. 

Senanur Durur 


Yorumlar