Dünyanın giderek daha karanlık yüzlerini ayyuka çıkarttığı aşikar. Kutuplaşmayı asla istemem ancak söze siz ve biz diye başlamadan edemeyeceğim konular iyiden iyiye birikiyor. Ayrışmayı da hiç istemiyorum ama sizinle bizim aramızdaki ayrım da epeyce belirginleşiyor. Mesela dünyanın şenliği olan çocuklar dünyadan eksiliyor ancak sizin şen hallerinizde azalan bir şey olmuyor. Mesela dünyanın şefkatli tarafı olan anneler dünyadan eksiliyor ancak sizin şefkat duygunuzda artan hiçbir şey olmuyor; masumlara kol kanat germeyi düşünemiyorsunuz. Mesela dünyanın dağı olan babalar dünyadan eksiliyor ancak sizin küçük dağlarınızda bir taş bile oynamıyor. Farklılık hayata rengini veren kıymetli bir şeydir biliyorum ama sizinle bizim aramızdaki farklılık dünyayı daha da siyah beyaz bir hale getirmekten başka bir işe yaramıyor. Ve bir de kan kırmızısını arttırıyor, bunu da ekleyelim.
Oysa kim olursak olalım hayatta bizi birleştirebilecek değerler kalmış olsun isterdim. İnsan kalmanın haysiyetine hepimiz aynı büyük anlamı yüklemiş olalım isterdim. Kazandığımız rolleri, statüleri, etiketleri koruyacağız derken bizi insan kılan özelliklerimizi hiçbirimiz kaybetmeyelim isterdim. Kardeşlik duygularımızı pekiştirmemiz gereken durumlarda aramızdaki bağlar böylesine zayıflamasın isterdim. Ama biliyorum, dünya düşlediğim o yer değil.
Mutlu hikayelere, sonu tam da beklediğimiz gibi biten masallara ihtiyacımız olduğunu biliyorum. Bize umut olacak, pusula gibi yönümüzü belirleyecek öykülerimiz olsun istiyoruz. Haklıyız, çünkü yaralıyız. Yaralıyız ve merhem arıyoruz. Dünyanın doğusunda doğduk, dünyayı doğudan tanıdık. Aydınlığımızı kabul edemeyenler, bizi karanlığa mahkum etmek için canhıraş çalışanlar oldu. Lakin güneş balçıkla sıvanmıyor işte, güneş hep doğudan doğdu. Hakikat doğunun bağrında hep parıl parıl parladı.
Ve biliyor musunuz, uzun süre karanlıkta kalanın ışığı görünce rahatsız olmasını anlayabiliyorum.
Biz daima umudu koruyacağız. İnandıklarımızın hakikat olduğuna umutla bağlı kalacağız. Şimdi rövanşını alamadığımız, yüreğimizi sıkıştıran olayların bir gün yiğitçe karşısında duracağımıza umutla inanacağız. Kalbimizin, dilimizin ve elimizin kötülüğü etkin bir şekilde yok edeceğini umutla savunacağız. Başka alemlerle farkımızı ortaya koyacağız.
....
Benim hakikatin yanında durma şeklim, iyi olanı savunma biçimim, masum olanı koruma gayretim yazmak. Ben, yazarak yer buluyorum kendime hakikatin yanında. Biliyorum ki hakikatin yanında herkese yer vardır; yeter ki orada kendimize bir yer bulmaya gönlümüz olsun.
Senanur Durur
Yorumlar
Yorum Gönder
Bu kutucuk ile düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.