Şahitlik Notları

Artık kartların açık oynandığı bir dünyada yaşıyoruz. Küresel çapta verilen mücadelelerin en temelde iyiler ve kötüler arasında olduğu aşikar. Tarafsız, sessiz kalma zamanlarını geride bırakalı aylar oluyor. Yerkürenin yaşanır bir köşesinin kalması için iyilik savaşçısı gibi gayretle çalışma zamanındayız. Onarmak, tamir etmek, elimizin uzandığı yerleri güzelleştirmeye çabalamak daima kıymetliydi, yine öyle. Ancak kangren olmuş, içten çürümüş şeyleri de kesip atmanın gerekli olduğu ortada artık. Bunu yapmadığımızda kangrenin veya çürümenin bizlere de sirayet etmesinden kendimizi korumak hayli güç olacak. Dünyanın ayyuka çıkan kirli ve karanlık tarafının, eylemlerimizle, söylemlerimizle ve hislerimizle karşısında durmaz; tüm pasifliğimizle seyirci koltuğunda yaşamaya devam edersek bu tiksindirici kir pas öyle ya da böyle koltuğumuza, üzerimize, kalbimize sıçramaya ve insanlığımızı lekelemeye başlayacak. Vicdanlı yüreklerin bir araya toplandığı tarafta yer almak için oraya doğru hareket etmek gerekiyor. Toza dumana bulanmış elbiselerimiz, biz ancak aydınlık tarafta yer almak için yerimizden kalkıp yürümeye, gayrete başlayınca silkelenip temizlenecek. Dünyayı ve insanları onarmayı gerçekten istiyorsak vicdanlı insanların bir araya toplandığı aydınlık köşeye adeta bir karabasan gibi çökmeye çalışan karanlıkla mücadele etmemiz gerekiyor.
Son dönemde yaşanılan, şahit olunan onca kötü olaydan sonra hala dünyaya, karanlığa, kalbi çoktan kangren olmuş bedeni insan görünümünde olanlara söyleyecek sözümüz yoksa, durduğumuz yerde durdurmayan bir ruhumuz yoksa bizi insan kılan ne kalıyor?
Elbette güçlü ve kararlı atılacak her adım, söylenecek her söz için temelde sağlam bir inanç gerekli. Eylem ve söylemlerimizin bir işe yarayacağına, onarmaya gerçek bir katkısının olacağına inanmak istiyoruz. Haliyle çabalarımıza rağmen kötülük devam ettikçe okyanusa taş atıyor gibi hissediyoruz kendimizi. Derin bir öfke büyüyor da büyüyor içimizde. Öyle ki; daha da cesaretli bir yürekle mücadelede kalmamız gereken yerde eylemsiz bırakıyor bizi. Fakat biz yine de okyanusa küçük küçük taşlar atmaya devam etmeliyiz; iyiliğe ve aydınlığa gidecek yolu elbirliğiyle ancak bu şekilde döşeyebiliriz. Sabır, istikrar, umut ve inançla..
Tarihin hangi dönemine bakarsak bakalım devranın mutlaka bir şekilde döndüğüne rastlayacağız. Devran döner, yine dönecek. Yüreğimizi sıkıştıran olayların rövanşı muhakkak alınacak. O gün geldiğinde bir işe yaramayacağını düşünerek atmadığımız tüm taşlar yolumuzda birikmiş, önümüzü kapatmış olabilir. Aylarca uzmanlara gidip destek almaya da kalksak kalbimize hiç geçmeyecek dev bir suçluluk hissi yerleşebilir. Masumiyet ve doğruluk galip gelip de dünya aydınlık günlerine kavuştuğunda önündeki taş yığınlarıyla, söylenmemiş sözleriyle kalakalanlar, hayat boyu kendi karanlık köşesinin aydınlanamamasının acısını yaşayabilir.
Fakat pek tabii böyle olmak zorunda değil. İnsan kendi elleriyle kendine taş duvarlardan yapılma karanlık bir kuyu örmeyebilir. İyiliğin tarafında yer almak için mücadele edenlerle aynı ilkeyi iliklerine kadar hissederek haykırabilir: Dünyayı kurtarmaya yetmese de gücüm andolsun ki elimdeki taşı atacağım!

*Nehirden denize özgür olana dek bizlere bahşedilmiş kabiliyetlerimizi uğrunda kullanacağız. İyilik galip gelene dek kötülerin, tarafsızların, kalbiyle bağı kalmamış olanların kaydını tutmaya, limonun ve zeytinin ülkesi için yazmaya, çizmeye, yürümeye, anlatmaya devam edeceğiz!
Senanur Durur

Yorumlar