Dünya soğur, insan koşarken

Kelimeler ardı ardına dökülüp satırlarda boy gösterdiğinde birini cümlenin başı seçmek ve kalanların kendi yerlerini aramaya devam etmek hayli zor oluyor. Hangisi kendisini sona saklıyor, hangisi silinip gitmek istiyor kestirebilmek zaman alıyor. Hayatta da öyle; taşlar önünde biriktikçe onların yoldaki yerini öğrenip yürümesi zorlaşıyor insanın. Önündeki taşlardan hangisini kenara çekerek hangisini ceplerine doldurarak yürümeye devam edebilir, düşünmeye ihtiyacı oluyor. Üstelik bazılarımız her zaman yoldaki taşları değil bazen de kendisini kenara çekip biraz durmayı istiyor. Durup yoldaki taşı çatlatan çiçeğin güzelliğine tanıklık etmek istiyor. Hız çağının ortasında anlamlı bir yol tutturmaya çalışan herkes gibi kendisi de sonu olmayan bir çabaya talip oluyor: Dünyanın baş döndürücü hızı karşısında koşmayı reddederek yavaşlayabilmeyi, kainata bakıp onda kendisini, özünü keşfederek telaşsız yürümeyi talep ediyor..

Yaşamak yarışmak değil, birilerinin önüne geçme gayesine de birilerinden geride kaldım endişesine de lüzum yok bu yüzden. Dünyadan sadece bir kez geçtiğimizi, sadece bir kez öldüğümüzü, geri kalan her gün yaşadığımızı, günlere hayat katmanın anlamlı olduğunu daha sık hatırlamaya ihtiyacımız var belki de. Her gün şovlar eşliğinde bir yerden başka bir yere koşan, gün içinde ne kadar çok an yaşarsa o kadar görkemli bir hayat yaşadığını zanneden insanların arasında asıl hakikati unutuyoruz haliyle. Görkemli olan, gün içinde sayısız an yaşamak değil, içinde olduğumuz ânın duygusunu kalbimizde hissederek ve farkında olarak bir an yaşayabilmektir. İçinde olduğumuz zamanı bir sonraki vakti düşünerek geçirmeden, etrafımızdaki renkleri, desenleri görerek, havayı derin bir solukla içimize alarak, sesleri duyarak, yalnız kendimizin değil 'ötekinin' de farkında olarak, birbirine karşı sarf edilen ruhsuz, ezber cümlelerin aksine anlamlı, derin muhabbetler kurarak geçirdiğimiz her an gerçek görkemi kendi içinde taşır. 

Cam güzelim, oltayı doğru bir anlama attığında sen anlamı tutmuş olmuyorsun, hakikatte anlam seni tutuyor: Baş döndüren bu hızda savrulup gitmemen için tutuyor, derin kuyuların karanlığında çaresizce kalmaman için tutuyor, dünya seni renkleriyle her kandırmak istediğinde dünyaya aldanıp kendi renklerini soldurma diye tutuyor seni. Savrulmamak, karanlıklarda hapsolmamak, renklerini kaybetmemek için yavaşlamalısın. Çünkü ancak yavaşlayarak yakalayabilirsin anlamı, koşmak hayatın anlamını ıskalatır, bunu biliyorsun.. 

Koşmayı redderek yürümeye devam ettikçe dünyayı saran sıcaklığa, taşı çatlatan çiçeğe, zamanla tekamül etmeye, sadece koşmadığında yakalayabildiğin anlamın büyüsüne ancak hayran olunur, bunu da en iyi sen biliyorsun. Irmaklar da bu yüzden ilgilendiriyor seni. Durgun ama akmaya devam eden, önündeki engeli ya aşan ya da kenarından geçen ama akmaya devam eden.

Senanur Durur

Yorumlar