Mor taşkıran çiçeğinin nahif görünümünün ardında onun özü var, yani varlığının nasıl olduğu.. Dünyanın en dayanıklı çiçeği diye yer bulmuş kendine çiçekler arasında mesela. Kuzey kutbunun fırtınası, karı dağıtamazmış öyle kolayca yapraklarını, sökemezmiş onu kökünden.. Senin gibi tıpkı ve hepimiz gibi.. Hatırı sayılır sayıda rüzgar yemiş, buz gibi gerçeklerin karşısında epeyce zaman durmuş, çocukluğun soğuk odalarında üşümüş olan hepimiz gibi.. Kırılgan görünüşüne rağmen varlığını korumuş, kökünden ayrılmamış, güzelliğini yitirmemiş olan hepimiz gibi..
Görünüşe aldanıp ötesini keşfedememiş olan büyük kalabalığın şimdilerde ezbere kurup söylediği cümleler hakikatimizden çok uzak aslında. Anlatıldığı kadar kırılgan, dayanıksız değiliz hiçbirimiz. Birinin güvenimizi sarsması bir daha asla güvenemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Bir dönem etrafımızdaki kalabalığın dışında olmamız ömrümüzce yalnız olacağımız anlamını taşımıyor. Küçükken sevilmemiş olmak bize tamamen sevgisiz bir yaşamı işaret etmiyor. Bir duvara sağlam bir şekilde toslamış olmak sonsuza dek o duvarın dibinde oturup ağlayacağımızı ifade etmiyor.
Yara alıyoruz, inciniyoruz, kırılıyoruz ama sonra dönüp gelip hayata devam etmenin yollarını buluyoruz. Özümüz bu çünkü, varlığımızın temeli devam edebilme becerisi üzerine inşa edilmiş. Birilerine yeniden güvenmesi, birileri tarafından sevildiğini hissetmesi, düş kırıklarından sonra da hayaller kurmaya devam etmesi, yarasına rağmen kalbini hayata açabilmesi mümkün insanın. Tıpkı Çalıkuşu'nda Feride'nin "..Ama devam edeceğim sevmeye, çünkü insan devam eder Kamran.." dediği gibi.
Ormangülüm, sert rüzgarlarda yaprakları sallanıp duran ama fırtınaya rağmen varlığını koruyabilen bir çiçekte kendinden ne çok şey bulursun, bilsen.
Senanur Durur
Yorumlar
Yorum Gönder
Bu kutucuk ile düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.